GÜN DEMİNİ ÇOKTAN ALMIŞ
Ülkemizde herkesin kesinlikle bildiği iki şey vardır. Birincisi siyaset, ikincisi futbol. Ben ilkiyle ilgili düşündüklerimi anlatacağım dilim döndüğünce...
Unutmamalıyız ki az kurtarılmadı bu memleket kahve köşelerinde! Gündem referandum herkes evet – hayır tartışmaları içinde yerini almış. Mitinglerde yaranma edebiyatı, bir kentte Dersim diye ağlamaklı bir tavır sergilerken; diğerinde Alevilerin katledilmesine, kadınlarına tecavüz edilmesine ön ayak olanları öven gurur duyan çelişken bir lider. Ortalık toz duman; yine KPSS’de kopya olayı, bir yanda maskotlara fişleme, pon pon kızlara sansür, Haliç’te yaşayan Simonlar bir yanda evet diyen aslanlar, yeniden alevlendirilmiş ve lpgli misyoner Türkan Saylan iddaaları...
Anlayacağınız sanat, spor, edebiyat, magazin, sinema her yerde siyasetin parmak izleri mevcut su günlerde ve bu izler kirli, menfaatçi, zorba parmakların izleri.
Referandumdan bence EVET çıkacak. Neden mi?
Hala ülkemizin çoğunluğu eğitimsiz; çabuk kandırılan kendisine söyleneni hiç düşünmeden, sorgulamadan harfiyle uygulayan insanlardan oluşuyor. Bakınız Başbakanın Tokat mitingi : )
Bunun dışında öyle bir evet propagandası var ki hemen her yerde karşımıza çıkabilir. Mesela su sayaçlarımızı getiren bir görevli beraberinde “Evet” dememiz için gerekli sebepleri sıralayan broşürler getirebilir veya çalan telefonumuzu açtığımızda “Evet” dememiz istenilebilir veya ünlü bir sanatçı “Evet dememek için kör olmak gerekir” diyebilir yahut kamu kurumlarında işimiz olduğunda orda da evet propagandasına maruz kalabiliriz. Belli bir kesim bu oyuna gelmese de gelecek insanların sayısı gelmeyecek olanlardan daha fazla bu çok aşikâr.
Başbakan mitinglerde ve konuşmalarında gaf üstüne gaf yapsa da bunu görebilen insan sayısı genele vurduğumuzda yeterli değil. Bu yüzden evet çıkması beklediğim bir durum.
Sanırım şimdiden 13 Eylül sabahına hazırlanmamız gerekiyor. Yaşamadığım ama babamdan çokça dinlediğim 12 Eylül 1980 de olduğu gibi bazı ışıklar yanmamak üzere sönebilir. Kontrol altına alınmış yargıyla eli daha da güçlenen cemaat artık muhaliflerini rahatça ekarte edebilir. Eleştiri yapan yazarlar işsiz kalabilirler ve hatta hapsi bile boylayabilirler. Bu şekilde bakıldığında 13 Eylül sabahı güneşli ama karanlık bir sabah olacak gibi görünüyor.
Siyasi görüşü her ne olursa olsun birçok insan 13 Eylül’den sonra gerçekten mağdur olacaktır. Basketbol şampiyonasında da görülen fişleme sadece bir küçük örnek, aslında birçoğumuz fişleniyoruz. Hayır diyeceği için fişlenen kaç kişi var acaba!
13 Eylül 2010 günü ülkemizde birçok şey değişecek, değiştirilecek. Artık her isteğini yapabilecek iktidarımız tabi ki bunu en iyi şekilde kullanıcaktır.
“Evet” çıkması halinde yapacağımız iki şey var; ya susup kabulleneceğiz ya da sesimizi daha da yükselteceğiz. Bu referandum süreci şunu da göstermiştir bize siyaset asla çözüm üretmez sorun yaratır.
Belki de 13 Eylül sabahı hepimize geçmiş olur bir şeri-AKçı zorbanın saldırganlığı...


Yorumlar