Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kısır Döngü

               Dünya gittikçe gaddarlaşan bir eksende dönmeye devam ediyor. Kafamızı nereye çevirirsek görebileceğimiz kadar uzaklıkta irili ufaklı şiddet barındıran enstantanelerle karşılaşmamız mümkün. Özellikle son yıllarda daha da belirginleşen bir durumdan söz edebiliriz. Vahşi yaşam diye nitelendirdiğimiz doğal yaşam belgesellerine dikkat edin; haberlerden, sokaklardan çok daha az kan ve vahşet göreceksiniz. Üstelik orada izlediklerimiz keyfiyetten doğan durumlar değilken. Halbuki insanlar kendi keskinleşen düşüncelerinin varlığı veya kazancı amacıyla çok rahat kan dökebiliyorlar. Üstelik şiddetin boyutu, etkisi öylesine geniş bir yelpazeye yayılmış durumda ki çocuklar, hayvanlar, bitkiler yani topyekûn dünya bu şiddet fırtınasına maruz kalıyor. Kapitalizmin insanlara tekrar tekrar empoze ettiği güç tutkusu ve cehalet artık meyvelerini vermeye başlamış durumda. Evinde eşine, çocuğuna; sokağında, komşusuna, kediye, köpeğe şiddet sunan i...

Duymak

Eğer ki aymazlığın bir tanımını yapmak zorunda kalsaydık, ülkemizin son 15-20 yılını göstermek ve anlatmak yeterli olurdu diye düşünüyorum. Hem siyasi, hem de toplumsal olarak yaşadığımız yozlaşma, bu aymazlık çağının en büyük etkilerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Yaratılan kutuplaşma ortamıyla birlikte insanlar, öfke ve nefret pompalayan türlü yayınların da refakatiyle, diğer türlü hislere sağır bireyler haline geliyorlar. Bundan tam olarak emin olmak zor tabi. Belki de hep öyleydiler. Sosyal medya, onları ve yaptıklarını daha görünür hale getirmiş olabilir, ancak yine de bu kalp sağırlığının artmasında, politik söylemlerin ve çağdışı devlet dilinin etkilerini de görmezden gelemeyiz. Kalbi sağır kimseler duymak eylemini gerçekleştiremezler. İşitmek değil bu bahsettiğim. Duymak yeri geldiğinde boğazda düğümken yeri geldiğinde bir kuşun kanat çırpışıdır. İşinden atılmış akademisyenlerin hak mücadelesinde çektikleri acıyı yüreğinde hissedebilmekten bahsediyorum. Onlarla guru...

Egreti Çerçeve

Resim
Sınıflandırma gayretine kapılıp içini en çok boşalttığımız ancak süslü cümlelerimizle ambalajına yatırım yaptığımız el emeği göz nuru hissiyat ürünümüz. Narsist cinnetimizin öncesidir, düşmanıdır aşk. Eksik kalan tariflerin, anlatılmaz yaşanır klişesinin anavatanıdır. Kapitalizmin, gölgesini en çok sattığı ağaçtır. Öyle ki yaşamaktan ziyade tarifi ve tasnifiyle ilgileniyoruz. Magazin seviyoruz vesselam. İçerisinde her türlü duyguyu barındıran koca bir okyanusu birkaç damlaya sığdırmaya çalışıyoruz. Leyla ile Mecnun`dan bahsediyoruz da; Leyla`nın Leyla`ya veya Mecnun`un Mecnun`a aşkına tahammül edemiyoruz. Yeri geldiğinde kendi koşullarını yaratan hislerin bizim eksik tariflerle inşa ettiğimiz eğreti çerçevelere oturmalarını, sığmalarını bekliyoruz. Ne münasebet! Nazım`ın memleket hasretidir aşk. Nuriye ve Semih`in direnişidir. Kilometrelerce yolu yüreten de odur Parmaklıklar ardından hikayeler yazdıran da... Televizyon ekranlarında ev araba karşılığı pazarlanan s...