YOK OLAN VE YOK EDEN SADECE İNSAN
Düşünüyorum... İnsan, varoluşundan bugüne dek neden ısrarla sürdürmüştür yaşadığı dünyayı ve kendisini var eden herseyi yoketme tavrını...
İlk savaşın suçu Kabil üzerine atılmış ve rahatlamıştır insanoğlu. Kendince her savaşın suçunu suçlularını yaratmıştır. Bir dönem dinleri yaymak safsatasıyla çıkan savaşlar ilerleyen yıllarda değişik sebeplerle çıkmıştır. Kadınlar, bireysel suçlar, bir futbol karşılaşmasında çıkan olaylar, danışıklı terör saldırıları bahane edilerek ve demokrasi vaad edilerek çıkarılsa da asıl sebepler asla bunlar olmamıştır. Silah sanayi işlerinin durgunluğu, kaynakları tekel olarak barındırma gibi para bazlı ve hükmetmek, kontrol altında tutmak gibi feodalite kokan sebepler gercek savaş sebepleridir.
Bunlarında ötesinde derinlemesine düşünürsek asıl sebep bizlere de empoze edilen açgözlülük , bencillik ve güç tutkusudur.
İnsanın doğal davranışlarıymış gibi bizlere kabul ettirilen bu davranış biçimleri aslında kişilik bozukluğu ve yozlaşmanın temelleridir. Savaşlara, kavgalara, kin, nefret ve bireysel şiddet olaylarına bu davranış biçimleri sebep olmuştur. İnsanoğluna yaşadığı dünyayı sistemli olarak yokettiren bu hastalıklı davranış biçimi, insanın bencillikle yaptığı her şeyi mubah kılmış ayrıca ahlak, etik gibi insani değerleri mutasyona uğratarak doğal karşılanmasına ve göz ardı edilmesine neden olmuştur.
Kişilik bozukluğu insanlar arasında yayıldıkça kavgalar, cinayetler artmış ve beraberinde tahammülsüzlüğü getirmiştir. Ne bakıyorsun ulan diyerek başlayan kavgalar, yaralamalara ve hatta cinayetlere kadar uzanmıştır.
Bilinçsizce bu hastalığı kendisine aşılayan insan kıskançlık, rekabet ve egolarıyla hareket eden gittikçe tehlikeli hale gelen bir varlığa dönüşmüştür. Oysaki birbirimizle yarışmak, birbirimize saldırmak değil birlikte yaşamak için çalışmalıydık.
Gün geçtikçe gözümüzü kör eden kazanma hırsı bize her şeyi yaptırmıştır. El birliğiyle koca bir kıtayı sömürdükten sonra açlıktan ölen insanlara üzülür gibi yaparak vicdanımızı rahatlattık. Ben merkezli kişiliklerimiz bizi unutmuş, bize zarar veren her şeyi yapmıştır. Ter kokmamak için ozon tabakasını inceltmiş, iki adım yürümemek için çevreyi kirletmiş, kürklere girmek için hayvanları katletmiş ve bunun sonucunda doğanın dengesini alt üst etmiş olmamız bencilliğimizin ve ne kadar tehlikeli olduğumuzun kanıtıdır. Bir çoğumuz bu suçlarda payımız olmadığını düşünse de sessiz kalarak, seyirci kalarak, tepki vermeyerek, harekete geçmeyerek yapılanlara göz yumarak suç ortakları olmuşuzdur.
Belki ozon tabakasını bir anda eski haline getiremeyiz, kirlenen çevreyi tamamen tertemiz yapamayız, katledilen insanları hayvanları geri getiremeyiz ama bundan sonrasını değiştirebiliriz... Kendimizi değiştirme cesareti gösterebildiğimizde, bencilliklerimizden sıyrıldığımızda;
İşte o zaman var eden de, var olan da insan olur.

Yorumlar